Sabahın erken saatleri… Bitkin adımlarla hastane kapısına doğru ilerliyor… Bahçede aynı yüzler, gözleri birbirine değsin istemiyor… Birbirlerinden daha gergin, daha çaresiz yüzler… Endişeli gözlerle ona eşlik eden kardeşi… Sonunda bir umut ışığı AMATEM,o yol, o bahçe karanlığın içinde… Daha kapıdan içeri adımını atmadan gölgeler arasında o bildiği bakış “Abi, lazım mı”… Tedavi için geldiği kapının hemen önünde, bağımlılığın karanlık yüzü tekrar beliriyor. Uyuşturucunun kancaları, tam da en zayıf anında, yeniden sarmalamak için bekliyor. Genç adam iç çatışmasının en yoğun anını yaşıyor: kurtuluş mu yoksa yeniden esaret mi?

Türkiye’de uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele eden AMATEM (Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi) önlerinde uyuşturucu satıcıları faaliyet gösteriyor. Bir umutla tedavi olmaya gelen hastalar ve aile yakınları AMATEM merkezleri çevresinde uyuşturucu satıcılarının hedefinde kalıyor. Hastane önlerindeki satıcılar “ilaç” veya uyuşturucu maddeler teklif ederken zaten ağır aşerme durumu yaşayan bağımlıların umutları daha tedavi merkezlerinin kapılarında kırılıyor…
Bugün dünyada ve ülkemizde tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok ve çeşitli uyuşturucu türü bulunmakta, özellikle son yıllarda geleneksel uyuşturucuların yanı sıra kimyasal yöntemlerle üretilen sentetik uyuşturucuların ortaya çıkışı, sorunun karmaşıklığını daha da artırdı. Metamfetamin ve fentanil gibi maddelerin yarattığı yeni tehditler, uyuşturucuyla mücadelenin çok boyutlu ve karmaşık bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne sermekte.
Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurumu’nun tanımına göre uyuşturucu kavramı; uyuşturan, uyaran, halüsinasyon yaratıcı etkilere sahip olan, bireysel kullanıma bağlı olarak daha fazla kullanma isteği uyandıran, alınmadığında yoksunluk belirtilerine yol açan, bitkisel kökenli veya sentetik tüm maddeleri kapsamakta. Uyuşturucu kelimesiyle anlatılmak istenen, maddenin yalnızca merkezî sinir sistemi üzerindeki etkileri değil, bu etkilerden bağımsız olarak belirli özellikleri taşıyan madde türlerinin tamamıdır.Uyuşturucu bağımlılığı, temelde biyopsikososyal bir problem olarak tanımlanır. Fiziksel bağımlılık, maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Psikolojik bağımlılık ise kişinin duygusal veya kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini giderme amacıyla o maddeye düşkünlüğüdür.
Kişi değişik nedenlerle uyuşturucu madde kullanmaya yönelebilir. Önceleri az miktarda ve keyif amacı ile ara sıra alınan maddeler gittikçe kişi için önem kazanmaya başlar. Kişi bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu maddeyi alabileceği, bulabileceği ortam ya da yerleri tercih eder. Sosyal ilişkilerini maddeyi alabileceği şekilde ayarlar. Gittikçe maddeyi elde etmek ve kullanmak için daha fazla zaman harcar. Yavaş yavaş iş, okul, sosyal etkinlikler için ayrılan zamanlar azalır ve bu zamanlar madde için kullanılmaya başlanır. Bu süreç kişinin çevresiyle iletişimi zayıflatır ve onu maddeye daha fazla bağımlı hale getirir. Son durumda bireyin maddeyi arama davranışının yoğunluğu artar.
Uzun süre yoğun biçimde kullanılan bir maddenin kan ve doku düzeyinde düşerken ortaya çıkan fizyolojik ve bilişsel belirtilerine yoksunluk deniyor. Yoksunluk belirtilerinin çıkmasının ardından kişi bu belirtileri hafifletmek ya da bunlardan kaçınmak için maddeyi kullanma ihtiyacı duyar. Yoksunluk, kullanılan maddeye ve fiziksel duruma göre değişkenlik göstermekle birlikte hekim desteği ile atlatılabilecek bir süreç. Bu noktada öncelikle bu desteği alabilmesi için önce hastanın tedaviyi istiyor ve kabul ediyor olması gerekmekte. Madde bağımlıları ve yakınları, AMATEM ve psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi alabilirler.
Bağımlılıkla Savaşanların Yeni Düşmanı: Tedavi Merkezlerinin Kapısındaki Torbacılar
Hasta ve doktor işbirliğiyle yürütülen tedavi, 2-6 hafta arasında hastanede yatarak arındırma ve bir yıl süre ile psiko-sosyal tedavi şeklinde gerçekleşmekte. Uyuşturucu madde bağımlılığı her ne kadar tedavi edilebilir bir sağlık problemi olsa da tedavisi kolay değil.
Biraz tedavi sürecinden bahsedeyim; ayakta tedavi için düzenli olarak ilk aşamada 15 günde bir , tedavinizin sürecine ve hastanın durumuna göre ayda bir Amatem’e gitmeniz ve düzenli idrar testi vermeniz gerekir. Tedavi sürecinde yoksunluk hissinden kurtulabilmeniz için size bir ilaç verilir, ilacın reçetesi de o idrar testinin temiz çıkmasıyla düzenli periyotlarla size tekrar yazılır. Sizin tedaviye başlamanız aslında bağımlılıktan kurtulduğunuz ve mental olarak tamamen arındığınız anlamına gelmez. Bu süreçte, kişi uyuşturucu kullanımını bıraksa bile yoğun bir arzu duyar ve maddeyi tekrar kullanmaya iten güçlü bir dürtü hisseder. Aşerme, bağımlılık gelişmesiyle birlikte ortaya çıkar ve kişinin alkol veya maddeyi tekrarlayıcı şekilde kullanmasına neden olur. Bu istek beyinden kaynaklanır ve kişinin hiç beklemediği bir anda gelebilir. Ancak bir süre sonra geçer. Kişinin bu duygu ve belirtileri iyi tanıması gerekir. Bu nedenle bağımlılık tedavisinde aşerme ile başa çıkmak kritik önemdedir.
Devletin uyuşturucuyla mücadele için verdiği reçeteli ilaçlar bile takas edilip yeniden pazarlanıyor.
Bi dirayetle tedavi olmak isteyen bu hastalar, düzenli aralıklarla Amatem merkezlerinde tedavi olmak için sıralarını beklerken, yaklaşık yarım gün ile bir tam gün arasında bu merkezlerin önünde, bahçesinde bu torbacıların tezgahına tekrar düşmekteler. Zaten bir aşerme ve kriz yaşayan hastalar kendilerine sıra gelmesini beklerken bile büyük mücadele verirler, güçleri yok, halleri yok, hastane kapılarında ailelerinin motivasyonuyla kalmaya çalışırken bu sefer de torbacıların tuzaklarına direnmeleri gerekir. Tedavi merkezinde sırasını beklerken tuvalete giren bağımlının lavoboya bırakılan maddeyle direnmesi gerekir, sırada beklerken sinsice yanına gelen torbacı annesinin yanında bile gel kardeş bahçede hava alalım diyerek annesinin kollarından alıp götürülür ve sonra hastanenin vereceği ilaçla takas ticaretleri başlar… Devletin uyuşturucuyla mücadele için verdiği reçeteli ilaçlar bile takas edilip yeniden pazarlanıyor. Aylarca Amatem’in kapısını arşınlayan, her seferinde yenik düşen bağımlıların en büyük düşmanı bu tedavi merkezlerinin önündeki satıcılardır.
Hastane sistemi her ne kadar eleştirilebilir olsa da doktorların ve hasta bakıcıların çabasına, sabrına diyebilecek hiçbir şey yok. Ama hastane güvenliğindeki bu mehal verme, hele ki böyle hassas bir durumdaki hastalar ve aileleri için çok sorunlu, bağımlılık tedavisi gören kişiler için büyük bir tehdit oluşturuyor. AMATEM yetkilileri, bu sorunların üstesinden gelmek için emniyet güçleriyle iş birliği yapıldığını dile getiriyor. Tedaviye destek veren doktorlar durumun farkında ama hastane güvenliği bizim sorumluluğumuz değil diyorlar haklı olarak, onların sorumluluğu hastaları tedavi etmek… Peki kimin bu güvenlik açığındaki sorumluluk? Gelin Türkiye’deki uyuşturucu bağımlılığındaki ve ticaret ağındaki artışa bakalım önce…
Tehlike Büyüyor: Türkiye’de Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığında Artış
Türkiye’de uyuşturucu kullanımındaki artış, son yıllarda dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2024 raporuna göre, Türkiye’de metamfetamin yakalamalarında %35,5’lik bir artış oldu ve 21,9 ton metamfetamin ele geçirildi. 2019’dan bu yana süregelen bu artış, halk sağlığı açısından önemli bir tehdit olarak öne çıkıyor.
Uyuşturucu kaçakçılığı açısından ise Türkiye, hem Avrupa hem de Ortadoğu pazarlarına uyuşturucu sevkiyatında önemli bir geçiş noktası olmaya devam ediyor. Güney Amerika’dan gelen kokain trafiğinde de artış gözlemleniyor. Özellikle 2022’de Mersin Limanı’nda ele geçirilen kokain miktarının artması, Türkiye’nin bu ticaretteki stratejik konumunu ortaya koyuyor.
Genel olarak uyuşturucu kullanımı, Türkiye’de son 7 yılda %192 oranında artmış durumda. Bu artış, sentetik maddelerin yaygınlaşmasıyla birlikte ilkokul çağındaki çocuklara kadar inmiş ve toplumun her kesimini etkilemeye başlamış durumda. Uyuşturucu bağlantılı ölümler ise özellikle çoklu madde kullanımından kaynaklanan vakalarda artış gösteriyor. 2023’te uyuşturucuya bağlı 300 ölüm kaydedildi, bunların %53,5’i metamfetaminle bağlantılı.
Türkiye’de uyuşturucu bağımlılığı ve tedavi süreçlerine ilişkin güncel veriler ise şu şekilde; Tedavi Başvuruları: 2023 yılında, uyuşturucu bağımlılığı tedavisi için ayaktan tedavi merkezlerine toplam 349.393 başvuru yapılmıştır. Yataklı tedavi merkezlerinde ise 13.168 kişi bağımlılık tedavisi görmüş.
Yataklı Tedavi Merkezleri: Türkiye genelinde 32 ilde bulunan 60 yataklı tedavi merkezinde toplam 1.396 yatak kapasitesi mevcut. 2023 yılında bu merkezlere 16.291 başvuru yapılmış olup, mükerrer vakalar çıkarıldığında 13.168 tekil kişi tedavi görmüş.
Yeni Açılan Tedavi Merkezleri: AMATEM ve ÇEMATEM merkezlerinin sayısı yalnızca 140
Son yıllarda, Türkiye genelinde uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele kapsamında yeni tedavi merkezleri açılmış; AMATEM, alkol ve çeşitli madde bağımlılıklarına ilişkin tedavi sunarken, ÇEMATEM 18 yaş ve altı çocuklara ve ergenlere alkol ve madde kullanım bozukluğu olanlara tedavi sunuyor. Ancak 2024 itibariyle Türkiye’deki ANATEM ve ÇEMATEM tedavi merkezlerinin sayısı yalnızca 140. Yaygın madde kullanımının yanında bu sayısı çok yetersiz. Türkiye’de uyuşturucu bağımlılığı tedavisi gerçekleştiren diğer kurumlar; Sağlık Bakanlı’ğına bağlı devlet hastaneleri, üniversitelere bağlı tıp fakültelesi hastaneleri psikyatri klinikleri ve bazı özel hastaneler. Bağımlılıkla mücadele eden rehabilitasyon merkezlerinin sayısı ise yok denecek kadar az.
Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın 2024 raporundaki verilere göre uyuşturucu ile mücadele kapsamında 2022 yılında yapılan harcama 4 milyar 264 milyon iken 2023 yılında bu rakam 2022 yılına oranla %62,5 artışla 6 milyar 928 milyon Türk Lirası olarak gerçekleştirilmiştir. Bağımlılıkla mücadeleye 2024 yılı için ayrılan pay ise 9 milyar 343 milyon Türk Lirası…
Artan madde bağımlılığı oranlarının yanında bu merkezlerin ve tedavi yöntemlerinin sayısı oldukça az. 2023 yılında ayakta tedavi olanların sayısı 2020 yılına göre yaklaşık %50 artış göstererek 170 bine ulaşmış durumda. Yatarak tedavi sayısı için başvuranlar 2020’de 9 bin 824 iken bu sayı 2023’te 14 bin 42’ye yükselmiş. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin verilerine göre Türkiye’de esrar kullanımında yaşam boyu yaygınlığın yetişkinlerin yaklaşık %22 si olduğu, bu oranın yaklaşık 74 milyon kişiye karşılık geldiği tahmin edilmekte. Bu oranlar kokain için %3,9 (13 milyon kişi) ekstazi için %3,1 (10 milyon) ve Amfetaminler için ise %3.5 (12 milyon).
Türkiye’deki tedavi merkezlerinin toplam yatak kapasitesi sadece 1396.
Uyuşturucu bağımlılığı oranlarına baktığınızda bu oran çok düşük bir kapasite. Merkezlere baş vurduğunuzda özellikle İstanbul özelinde size en erken ihtimalle 3 hafta sonraya randevu veriliyor. Bu da o süre zarfında tedavi olma kararınızdan vazgeçmenize sebep oluyor. Dolayısıyla o üç haftayı atlatmak kolay değil, ayakta tedaviyle atlatabiliyor olsaydınız zaten yatarak tedaviye başvurmazdınız.
Madde Bağlantılı Ölümler: 2023 yılında 300 madde bağlantılı ölüm olayının %49,3’ünde (148) metamfetamine, %14,0’ünde (42) eroine, %29,6’sında (89) ecstasye rastlanmıştır.
Türkiye’de uyuşturucu kullanma yaşının ilkokul seviyesine kadar indiği belirtilmekte. Bu veriler, Türkiye’de uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele alanında yapılan çalışmaların kapsamını ve karşılaşılan zorlukları göstermekte. Tedavi merkezlerinin sayısının artırılması ve mevcut merkezlerin kapasitesinin güçlendirilmesi, bağımlılık sorunuyla mücadelede önemli adımlar olacaktır. Tedavi merkezleri randevulu olarak hizmet veriyor. ALO 182 merkezi hastane randevu sistemi (MHRS) üzerinden oluşturuluyor. ALO 191 uyuşturucu ile mücadele ve danışma destek hattı hizmet vermeyi sürdürürken 2023 yılında hattı arayan toplam danışan sayısı 52.391’ken, AMATEM ve ÇEMATEM için bilgi talebi ile arayanların sayısı ise maalesef sıfır…
Uyuşturucuyla Mücadelede Yasa ve Uygulamalar: Hukuki Cezalar Yeterli mi?
Türk Ceza Kanununda gerek uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin imal ve ticareti ve temini, gerek kullanmak için satın alınması, gerekse de kullanımının kolaylaştırılması veya özendirilmesi gibi eylemler ceza yaptırımına bağlanmış. Bu yaptırımlar çerçevesinde imal, ithalat ve ihracat suçlarında 20 yıldan 30 yıla kadar, ticaret suçunda 10 yıldan 20 yıla kadar, kullanımın kolaylaştırılması ve özendirilmesi suçlarında 5 yıldan 10 yıla kadar, kullanmak ve kullanmak için bulundurmak suçlarında ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve çeşitli miktarlarda para cezaları uygulanmakta. TCK MD.191 uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri kullanmak ya da kullanmak için bulundurmak eylemleriyle ilgili olarak mevzuatda, cezalandırmaya alternatif olacak şekilde kişi hakkında erteleme kararı verilmesi, ayrıca serbestlik tedbiri uygulanması imkanı getirilmiş. Kişi erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükülülükleri ihlal ettiğinde ya da tekrar uyuşturucu kullandığında, bu kez 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle hakkında kamu davası açılabilmekte. Ceza infaz kurumlarında 2023 yılı itibarıyla uyuşturucu madde bağlantılı suçlardan dolayı 98.355 hükümlü ve tutuklu bulunmaktadır…
Türkiye genelinde 2022 yılında 246.237, 2023 yılında ise %2,3 artışla 251.851 olaya müdahale edilmiştir. Bu olaylarda 313.416 şüpheli yakalanmış. Uyuşturucu suçlarına yapılan müdahalenin ve yakalanan şüpheli sayılarının artması uyuşturucu sorununu veya mücadelenin başarısını tek başına ifade etmekte yeterli değildir. Buna paralel olarak olay ve şüpheli sayılarındaki düşüş de mücadelede başarı sağlandığı anlamına gelmez. Çünkü uyuşturucu suçları kolluk müdahalesi ile ortaya çıkar. Uyuşturucu sorununu veya mücadelenin başarısını ölçmek, bu suçlara dönük ihbarlar, sokaklarda görülen narkotik madde çeşitliliği, narkotik maddelerin sokak fiyatları endeksi, doz aşımı ölümler, tedavi sayıları gibi birçok parametre dikkate alınarak anlamlı hale gelebilir. Türkiye’de 2023 yılında gerçekleşen 251.851 uyuşturucu olayının suç türlerine göre dağılımı incelendiğinde;
• 207.971 olayın (%82,6) kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın almak/kabul etmek/ bulundurmak,
• 38.021 olayın (%15,1) uyuşturucu madde imal ve ticareti,
• 4.902 olayın (%1,9) 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanuna muhalefet,• 814 olayın (%0,3) uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma/ özendirme ,
• 143 olayın (%0,1) ise 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanuna muhalefet kapsamında gerçekleştiği görülmektedir…Suç organizasyonlarının yeni ticaret ve sevkiyat yöntemleri geliştirmesi, yasa dışı uyuşturucu pazarında sentetiklerin daha fazla yaygınlaşması, üretiminde yeni yöntemlerin ve kimyasalların kullanılması ile dinamik ve değişken bir hale gelen uyuşturucu suçlarıyla mücadele zorlaşmakta ve mücadeleci birimlere de sürekli yeni yöntemler belirleme ve değişim zorunluluğu getirmekte. Tüm bu gelişmeler uyuşturucu suçlarının, sınıraşan suçlar arasında giderek daha fazla yer alması, bu suçları işleyen gruplar ve örgütlerin farklı ülke ve bölgelerde yer alan benzer yapılanmalarla hatta terör örgütleriyle daha fazla iş birliği içine girmelerine neden olmakta. Bu iş birliği sayesinde uyuşturucu kaçakçısı gruplar, üretim bölgelerinden doğrudan uyuşturucuları temin edebilmekte veya üretimi tüketim bölgelerine yayabilmektedirler. Bu yönde küresel boyutta yıllar içinde artan bir sorun olmaya devam eden uyuşturucu bağlantılı suçlar dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de artmaya devam etmektedir.
Ülkemizin uyuşturucu kaçakçılığında halen sıklıkla kullanılan rotalar üzerinde yer alması, tarihsel olarak farklı coğrafyalar arasında yasal ticari faaliyetlerde kullanılan önemli güzergâhların ülkemiz kara, deniz ve hava sınırlarından geçmesi ve suç organizasyonlarının yasa dışı sevkiyatları için yasal ticaret yollarını tercih etmesi, yıldan yıla ülkemizde uyuşturucu ticareti ve kaçakçılığında yeni trendlerin ortaya çıkmasına neden olmakta.
Bu verilere dayanarak, Türkiye’de uyuşturucu kullanımının ve kaçakçılığının endişe verici boyutlara ulaştığını söylemek mümkün. Metamfetamin gibi sentetik uyuşturucuların yaygınlaşması, hem bağımlılık hem de kaçakçılık açısından önemli bir sorun teşkil ediyor. Uyuşturucuyla mücadele sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda toplumun sağlığını ve geleceğini yakından ilgilendiren de bir konu. Madde kullanıcıları arasında HİV, Hepatit B ve C gibi hastalıkların yaygınlığı artıyor. Ayrıca, trafik suçları, kadın cinayetleri dahil bir çok suçun faillerinde de madde kullanımı göz ardı edilemeyecek kadar fazla. Bu yüzden, sorunun tüm yönleriyle ele alınması ve kapsamlı bir mücadele sürdürülmesi gerekiyor. Eğitim, önleme, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyum gibi farklı alanlarda yürütülen çalışmaların yanı sıra, ulusal ve uluslararası düzeyde iş birliğinin güçlendirilmesi de büyük önem taşımakta.
Toplumsal Bir Savaş ve Umut Yolculuğu
Türkiye’de uyuşturucu bağımlılığı, sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir kriz olarak karşımızda duruyor. Bağımlılıkla mücadele, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinden hukuki düzenlemelere kadar birçok alanda daha kapsamlı ve etkin çözümlere ihtiyaç var. AMATEM önlerinde yaşanan zorluklar, yetersiz tedavi merkezleri ve artan uyuşturucu kaçakçılığı, sorunun büyüklüğünü gözler önüne seriyor.
Ancak karanlığın içinde her zaman bir umut ışığı var. Bağımlılıkla mücadele eden bireyler, aileleri ve sivil toplum kuruluşları, bu mücadelede yalnız olmamalılar. Toplumun tüm kesimlerinin elini taşın altına koyarak tedavi merkezlerinin artırılması, önleyici eğitimlerin yaygınlaştırılması ve yasaların daha etkin uygulanması, bağımlılıkla mücadelenin olmazsa olmazları arasında.
Uyuşturucuyla mücadele, sadece bağımlıları yada ailelerini değil, toplumun tamamını ilgilendiren bir sorun. Bu yüzden eğitim, önleme, tedavi ve rehabilitasyon gibi her alanda bütüncül bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Bu mücadelede, yalnızca bağımlıların değil, toplum olarak hepimizin sorumluluğu var.
Çok haklısınız